Türkiye’nin öyküsü, yaşamı ve fikirleri barındıran bir toprak hikâyesidir. Bu toprağın temsil ettiği dönem, artık sadece medeniyetlerin buluştuğu bir alan değildir. Doğayla, birbirimizle ve birlikte şekillendirdiğimiz gelecekle olan ilişkimizin yeniden gözden geçirilmesi için bir çağrıdır. İklim krizi, günümüzde karşılaştığımız zorlukları ortak bir çevre ve sosyal gündeme dönüştürmemiz gerektiğini vurgulamaktadır. COP31’de iklim eylemi ve iklim adaleti artık kaçınılmaz bir gereklilik haline geliyor. Sürdürülebilirlik dünyası, uzaktan gözlemlenen bir alan olmaktan çıkıp; topluluklar tarafından yaşanması gereken bir gerçekliğe dönüşmüştür. Geçmişten alınan dersleri geleceğin sorumluluklarıyla ilişkilendirerek Türkiye; diyalogu güçlendirmeyi, uzlaşıyı derinleştirmeyi ve gerçekten sürdürülebilir, uygulanabilir ölçekte kolektif iklim eylemini teşvik etmeyi hedeflemektedir. “Medeniyetin doğduğu bu toprakların mirasından ilham alarak Türkiye; işbirliğine dayalı, adil ve sürdürülebilir küresel bir iklim geleceği için çağrıda bulunmaktadır.”
Başlangıç Göbeklitepe
İnsanlık tarihinin başlangıcı Anadolu’da, Göbeklitepe’de yer almaktadır. İnsanlar henüz aletler ya da şehirler inşa etmeden önce, anlam kurma ve ilişkiler oluşturma yoluna gitmişlerdir. Medeniyet tahakküm üzerine değil, denge üzerine inşa edilmiştir. İnsan ile doğa arasında her zaman yazılı olmayan bir anlaşma bulunmaktadır: bize emanet edilen değerlere sahip çıkmak.
Birlikte yaşama coğrafyası
Anadolu; çeşitli kültürlerin, dillerin ve inançların yüzyıllar boyunca iç içe yaşadığı bir bölgedir. Bu topraklar tahakküm değil; uzlaşı ve işbirliği temelinde şekillenen bir medeniyetin anılarını taşımaktadır. COP31, bu kadim hafızayı günümüz küresel iklim tartışmalarına taşıyor.
Sahada uygulama dönemi
Türkiye, iklim krizine üç ana ilkeyle yaklaşmaktadır: Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon; Diyalog anlayışı uzlaşıyı geliştirirken ortak sorumluluk yaratır; aksiyon taahhütleri ise gerçekçi çözümler haline gelir. Antalya’da düzenlenecek olan COP31, küresel iklim krizinin giderek artan etkileri ve jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde insanlığın ortak geleceğini güvence altına almak için atılacak en somut adımların merkezi olacaktır. Türkiye’nin “Geleceğin COP’u” olarak belirlediği bu vizyon; iklim eylemini soyut vaatlerden kurtarıp sahada doğrulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir uygulama dönemine taşımayı amaçlamaktadır.